Sınır Yok

Sınır Yok
Günümüzde geliştirilen kişisel yardım kitaplarının faydaları saymakla bitmez, kaldı ki birçoğu da işe yaramaktadır. Ama bir de bazı öyküler, romanlar vardır ki insanın hayatına dokunduğu anda kişi kendisini sorunları çözerken bulur. İşte Richard Bach’ın ünlü öyküsü Martı Jonathan Livingston böyle bir kitap. Bir martının uçma sevgisini, sürüsünden ayrılarak farklı bir şeyler yapabileceğine inanmasını ve bu inancıyla çalışarak başarmasını anlatan bir öykü bu kitap.
“Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış. O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin.” (92) Bu cümle belki de kitabın tüm manası, yazarın anlatmaya çalıştığı tek şey ve ilginçtir ki son sayfada yer almakta. Halbuki kitabın daha ilk sayfalarından bu cümleyi anlıyorsunuz. İşte bu, yazarın kişiye iletmek istediği mesajı iletmedeki ve kişiye sorunlarını çözerken nasıl çözeceğini anlatmaktaki başarısını göstermektedir.
Martı Jonathan’ın tek başına gayretle yaptığı uçuşlar bize hedefe giderken yaşadıklarımızı anlatıyor. Belirlediği hedefe giderken herkes zaman zaman zorlanır ve hata yapar, önemli olan devam etmek ve vazgeçmemek. Düştüğünde kalkmak ve neyi yanlış yaptım diye sorgulamak, sınırları zorlamak. Yaptığımız işi sevmek çok önemlidir, Jonathan bize bunu öğretiyor. Sürüdeki diğer martılar gibi yaşasaydı, mutsuz olacaktı, ama Jonathan sürüden ayrılmayı göze alarak sevdiği şeyin peşinden gitmeyi ve hayalini gerçekleştirmeyi seçti: gayretle, azimle ve inanarak, çok çalışarak. Bizler yapmamız gerekeni değil, yapmak istediğimizi ve yapabildiğimizi sevmeliyiz. Sadece yaşamak yetmez; sevmek, öğrenmek, inanmak ve sonunda başarmak için gayret etmek de önemlidir. Ancak o zaman hayatımızın bir anlamı oluyor. Yeteneklerimizi, kabiliyetlerimizi, potansiyelimizi, hayatı yaşamak, sınırları zorlamak için kullanmalı, ânı geçirmek için değil. Sormamız gereken soru, kendi kararlarımızla kendi hayatımızı mı, başkalarının sözleriyle ve yönlendirmesiyle bir hayat mı yaşamalıyız?
Martı Jonathan’ın birçok ilginç yönleri var: bunlardan biri hep martı kalmasıdır: “Önceden neysemşimdi oyum.” (19) Kişinin kendisine saygı duyması, kendisinin farkında olmasından bahsediyor Richard Bach. İnsan değişmez değildir, her gün her şey değiştiği gibi kişiler de değişir. Önemli olan, bu değişimi yaşarken özü unutmamaktır. Kim olduğumuzu, nerden geldiğimizi, hayattan ne istediğimizi bilmektir önemli olan. Bir diğer ilginç yönü ise başarısına inanması, hedefine odaklanması ve çalışması. Farklı şekillerde uçabileceğine inandığı için Jonathan sıradışı oluyor. Bir yerden bize diyor ki, hayatta iken öğrenemediğimiz her şey bizim cehaletimiz. Yaşamak için öğrenmeli ve çalışmalı; özgürlük için inanmalı, sevmeli çalışmalıyız. Sabır dediğimiz şey aslında bizi başarıya ulaştıracaktır. Martı Jonathan inandı ve çalıştı, böylece başarılı oldu ve bu onu sıradışı yaptı. Zamanı kullanmasını bilmeyenler veya onu gerektiği gibi kullanmayanlar zamanı öldürenler olur demek istiyor aslında. Jonathan’ın yaptığı şeyi sevmesi, inanması kendisine ve çevresine ve olaylara olumlu bakmasını da sağlıyor.”Güzel bakan güzel görür, güzel gören ,güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır” diyor Hz. Mevlana. Karamsarlık içinde yaşamak yerine pozitif olunmalı diyor Bach. Jonathan sonunda çalışarak farklı uçmayı öğrenmişti ve ödediği bedel, sürüsünden ayrı kalmaktı, ama edindiği kazanç ise kendisine olan saygısının artması ve sevdiği şeyi yaparak hayattan lezzet almasıydı.
Martı Jonathan, kendisini eğitmesi, sonra geri dönüp kendisi gibi başka martılar eğitmesiyle bize şunu öğretiyor: sınırları kaldıralım, kendimizi bilelim ve alışılmış yöntemlerden, bilinen yollardan farklı bir yöntem ve yol deneyelim. Bunu yaparak bir şey kaybetmeyiz, farklılıkları görmüş, yaşamış ve deneyimlemiş oluruz. Sınırları kaldırmak bize alışılmışın dışında kapılar açar ve değişiklikler bize farklı bakış açıları kazandırır. Göremediğimiz şeyleri görebilmeyi sağlar. Bazen yolunda gitmese de her şey, Jonathan gibi kendimizi ve istediğimizi bildiğimiz sürece düşsek de kalkmalı ve tekrar tekrar denemeliyiz.
Bu kitabı belki de defalarca okuyabilirsiniz ve her defasında yine yeni bir şeyler öğrenirsiniz. Bu kitap size, hayatı boş yaşamamayı ve zamanı kullanmayı öğretiyor. Çalışmak, inanmak ve sabredip bir şeyi gerçekten başarmayı istemeyi anlatıyor. Bu öykü bize, öğrendiklerimizi yaşamanın ve başkalarına öğretmenin önemini anlatırken, bir taraftan da öğrenmek isteyen ve bunun için çabalayanların başarılı olacaklarını anlatıyor. Benim bu kitaptan aldığım ise iki cümle: içimizdeki inanç, sabır ve gayret bizim başarımızdır. Ve inanıp çalışmadan da başarı elde edilmez, sınırlar kaldırılamaz.
Yazan: Esma Bike Bostancı (bike.esma@gmail.com)
Back, Richard. “Martı Jonathan Livingston” Epsilon Yayınları, 01.2010. Istanbul

Yorum Ekle

E-mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır. *

Loading Facebook Comments ...
victorhugo.jpg

Kitaplar soğuk ama, güvenilir dostlardır.

Victor Hugo
Peyami-Safa.jpg

Aynı kitabı birkaç defa okumak, ayrı ayrı birkaç kitap okumaktan daha faydalıdır.

Peyami Safa
Horace-Mann.jpg

Mümkün olsaydı, her karış toprağa, buğday eker gibi kitap ekerdim.

Horace Mann
Phone: 537 795 17 24
19 MAYIS MAHALLESİ SÜMER SOKAK SÜMKO SİTESİ
M1/B BLOK KAT : 3 DAİRE:13 KOZYATAĞI/KADIKÖY - İSTANBUL
Style switcher RESET
Body styles
Color settings
Link color
Menu color
User color
Background pattern
Background image